Dallar Meyveye Durdu-Ahmed Günbay Yıldız

Dallar Meyveye Durdu Romanının Yazarı Kimdir, Ahmed Günbay Yıldız’ın Dallar Meyveye Durdu Romanının Özeti, Ahmet Günbay Yıldız’ın Dallar Meyveye Durdu Romanını Oku, Ahmed Günbay Yıldız’ın Dallar Meyveye Durdu Kitabından Sözler, Ahmed Günbay Yıldız’ın Dallar Meyveye Durdu Kitabından Alıntılar, Ahmed Günbay Yıldız’ın Dallar Meyveye Durdu Kitabının Konusu.

Hayat, herkesin kendi hikayesini yazdığı bir seyir defteri. İlk kez karşılaştıklarınız daha önce yaşamadığınız şeyler olunca bazı kalıpları kırmanız daha zor oluyor; tıpkı tohumun ilk kez çatlamasında olduğu gibi. Oysa tohumların yeşermesi, dalların hayatı kucaklaması ne kadar özlediğimiz birşeydir. Ahmed Günbay Yıldız’ın kısa bir sürede üst üste baskı yapan bu eserinde, rüzgarın kendi toprağını bulup kabuğunu kırmasına şahit olacaksınız. Hem de başkalarının hikayesinde kendi hikayenizden izleri yakalayarak.

Ahmed Günbay Yıldız’ın Dallar Meyveye Durdu romanından alıntılar:

Gün, alevden çehresini batı yakasına ağdırmaktaydı. Ufuklar, hasta benizlerdeki soluk umutlar kadar duman rengindeydi. Güneş kırmızı çiçeklerden örülmüş çelenk gibi al aldı.

Kulun hüznü haddini aştığı vakit, gözyaşları gönlüne akmaya başlardı.

Kuzguni siyah renkli başörtüsü tesettürünü tamamlamış, çehresi batan güneşe nispet edercesine nurlanmıştı.

En güzel kalpler sırların mezarları olan kalplerdi.

Kocamış günün gözlerden silinmek üzere olan manzarası, yüzüne yılların kederden nakışlar döktüğü kadını incitmişe benziyordu.

Yeni dünyaya ayak uyduramamış bir yapısı vardı. Hep bu yüzden olmalı ki, üzüntüleri iç dünyasına doğru derinleşerek akıp giderdi.

Her yanlış adım, büyük bir vebal taşıdığına göre, bu nesli maneviyatsız, kitapsız yetiştirenler Allah’ın huzurunda nasıl hesap vereceklerdi?

Ağaç kuruyup giderse, ihtiyar kadın bütün umutlarını yitirecek gibiydi… Kuru gövdede, hayat mücadelesi vermekten usanmayan bir damara gönül bağlamıştı.

Yıllar var ki, bu asırlık evin giriş kapışma kilit vurulmuştu.

Düşünceleri maziye döndükçe, hatırası dün gibi tazeliğini korumaktaydı. Teliyle duvağıyla gelin geldiği akşamın sabahı, yeryüzünü yaldızlayan güneşin duru, şedit pırıltılarının altında dikilmişti.

Yıllar var ki, değirmen taşının altında ezilen bir buğday tanesi kadar, gönlü dardaydı. Bütün işi, mazideki günlerini hatırladıkça, oğlunun Avrupa yakasındaki villasından kaçıp, hayatının en güzel günlerini geçirdiği, eski İstanbul yapısı evine gelmekti… İşte bugün de öyle yapmıştı… Artık saraylar bile ruhunu sıkmaya başlamıştı.

Uzun yılların ötelerine derinleşip giden bir emel bu. Sen, ben göremeyiz.

Kök yaralı diye hüzünlendi. Yaralı ama dibinde bir sürü azmanlar boy vermiş.Dallar Meyveye Durdu Ahmet Gunbay Yildiz

Bizim ağacın gövdesi kurudu Servet Bacı. Dalıyla budağıyla bütün ihtişamıyla kurudu.

Güneş al duvaklı bir gelin gibi bulut yumaklarının arasından dünyaya gülümseme çabası içindeydi.

Yeryüzünde uyanış başlamıştı. Ninenin dildar olan kalbi Alemlerin Sahibini tespihte, gözleri bu yeni uyanışın, manzarasını yudum yudum içmekteydi.

3.36/5 (11)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺