Cesur Yeni Dünya-Aldous Huxley

Cesur Yeni Dünya Romanının Yazarı Kimdir, Cesur Yeni Dünya Dizisi, Aldous Huxley’in Romanları, Aldous Huxley’in Kitapları, Cesur Yeni Dünya Romanının Karakterleri Kahramanları Kimlerdir, Aldous Huxley’in Brave New World Romanı Dizi Oluyor, Aldous Huxley’in William Shakespeare’in Fırtına İsimli Eserinden Esinlenerek Adını Verdiği Brave New World olan Cesur Yeni Dünya Romanı Hakkında Bilgiler, Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya Kitabının Konusu, Cesur Yeni Dünya Kitabı Bilim Kurgu Kitapları Romanları Listesinde Üst Sıralarda Yer Alacak Türden Bir Kitap, Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya Kitabı Kaç Sayfa, Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya Kaç Yılında Ne Zaman Yazılmıştır, Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya Kitabının Özeti, Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya Kitabı Hakkında.

Aldous Huxley’in 1931 yılında yazdığı ve 1932 yılında yayımlanan ayrıca Aldous Huxley’in Brave New World adlı bilim kurgu romanı Cesur Yeni Dünya yazarın en iyi yapıtı olarak gösterilmektedir.

Aldous Huxley’in İngilizce adı Brave New World olan Cesur Yeni Dünya romanının adı William Shakespeare’in Fırtına isimli eserinden, perde V, sahne1’de yer alan Miranda’nın konuşmasından alınmıştır.

Aldous Huxley’in magnum opus’u diye bir ifade ile başyapıtı Cesur Yeni Dünya romanının özgün adı Brave New World romanının ismi İngiliz şair, oyun yazarı ve oyuncu William Shakespeare’in zamanında “brave” kelimesi “güzel” anlamına geliyordu, yani kitabın gerçek anlamı Güzel Yeni Dünya’dır.

Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya romanının konusu:  26. Yüzyılın Londra’sında geçmektedir ve distopik bir atmosfer mevcuttur. Toplum üreme teknolojisi, öjenik ve uykuda öğretim yani hipnopedi sayesinde toplum değiştirilmiştir.

Aldous Huxley’nin en önemli eseri sayılan orjinal adı Brave New World adlı Cesur Yeni Dünya eseri aynı adla televizyon dizisi olarak uyarlanacaktır. Dünyaca ünlü Amerikalı sinema yönetmeni Steven Spielberg’ün yönetmenliğini yaptığı mini televizyon dizisi olarak yayınılacaktır. NBC televizyonunun kablolu dizi kanalı Syfy haberi sinemaseverlere duyurdu.

Cesur Yeni Dünya Karakterleri: Mustapha Mond, Bernard Marx, Vahşi, Lenina Crowne, Helmholtz Watson

Aldous Huxley’in dünyaca ünlü orjinal adı Brave New World olan Cesur Yeni Dünya romanı Türkiye’de İthaki Yayınları tarafından, Zigana Kitap tarafından, Güneş Yayınları, Yaba Yayınları yayımlandı.

Yaba Yayınları tarafından yayımlanan Aldous Huxley’in özgün adı Brave New World Türkçesi olan Cesur Yeni Dünya romanının Türkçe çevirisini Edip Polat yapmıştır. Edip Polat’ın Türkçe çevirisini yaptığı Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya romanı 144 sayfadan oluşmaktadır.

Zigana Kitap tarafından yayımlanan Aldous Huxley’in özgün adı Brave New World Türkçesi olan Cesur Yeni Dünya romanının Türkçe çevirisini Hilmi Akman yapmıştır. Hilmi Akman’ın Türkçe çevirisini yaptığı Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya romanı 249 sayfadır.

Güneş Yayınları tarafından yayımlanan Aldous Huxley’in özgün adı Brave New World Türkçesi olan Cesur Yeni Dünya romanının Türkçe çevirisini Ender Gürol yapmıştır. Ender Gürol’un Türkçe çevirisini yaptığı Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya romanı 224 sayfadan meydana gelmektedir.

İthaki Yayınları tarafından yayımlanan Aldous Huxley’in özgün adı Brave New World Türkçesi olan Cesur Yeni Dünya romanının Türkçe çevirisini Ümit Tosun yapmıştır. Ümit Tosun’un Türkçe çevirisini yaptığı Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya romanı 333 sayfadan meydana gelmektedir.

Cesur Yeni Dünya bizi “Ford’dan sonra 632 yılına” götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, “annelik’ ve ‘babalık’ pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya -uykuda eğitim- ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. “Herkes herkes içindir.

Cesur Yeni Dünya”nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil, aynı zamanda ‘birey yok edilse de süren macerasının’ sağlam bir üslupta anlatılmasıyla da ilgili. Huxley, yapıtını ütopa geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp ‘iyi edebiyat’ kategorisine yükseltiyor.

Aldous Huxley adını en çok Cesur Yeni Dünya ile duyurmuştur. Kurgubilim klasikleri arasında yer alan bu eser, Huxley`in dünya ölçüsünde tanınmasının yolunu açmıştır. Yazar bu romanında, laburatuvarlarda `seri çocuk üretimi` yöntemiyle beyinleri yıkanan tutsak işçilerin hayatını anlatmaktadır.

Düşlenen yakın geleceğin korkunç dünyasının gerçekleşeceği varsayımından hareket edilir.

Makinalaşmış bir toplumun bir zaman sonra kurulacağını söyler. Burada kurgubilimden öte bir gerçekle de yüzleşiriz adeta. S. H. Burton tarafından sadeleştirilen, Londra basımından Türkçeye çevirilen ve her yaşta insanın ibretle okuyacağı eseri Genç Kuşak Kitaplığı dizisinden sunuyoruz.

Aldous Huxley’in kurgu dünyasında insanlar “Alfalar, Betalar, Gamalar, Epsilonlar…” şeklinde sınıflandırılarak kuluçka makinelerinde üretilmektedir. Alfalar, en üstün sınıf olmanın gururunu taşırken, Epsilonlar hiçbir zaman en alt sınıf olduklarını ve en ağır işlere mahkûm edildiklerini anlamayacaklardır.

Bu dünyada aile kavramına, aşka, öğrenme merakına, heyecanlara ya da kızgınlıklara yer yoktur. Bunlar kötü dürtülerdir ve kurtulmak için bir “soma” almanız yeter. Her birey, Ford’un tayin etiği yazgıyı yaşamaktadır. Böyle bir toplumsal yapıda Lenina, hamile kaldığı için dışlanacaktır. Doğal yaşam tarzını sürdüren bir avuç insan kalmıştır. Onlar da sirk hayvanları gibi bir alana kapatılmışlardır. Sözde modern dünyanın kuluçkadan çıkma insanları, onları sirk hayvanları gibi tiksinerek seyretmektedirler.

Aldous Huxley, kuşkusuz, karşı Ütopya’nın başyapıtlarından birini ortaya koymuştur. Cesur Yeni Dünya, bilim ve teknikteki ilerlemenin, “etik anlayış” olmadan, insanlığı nerelere sürükleyebileceğini gözler önüne seriyor.

Aldous Huxley’in İngilizce adı Brave New World olan Cesur Yeni Dünya romanından en güzel alıntılar:

Bokanovski süreci diye sözüne devam etti müdür, öğrenciler de küçük defterlerindeki bu sözlerin altını çizdiler.

Alfa ve Betalar, Dünya Devleti’nde verilecek görevleri yerine getirmek için de eğitildiler.

Çünkü eleştiri eylemi, kendi önem hissini pekiştiriyor, daha güçlü hissettiriyordu.

Dini duygular biz yaşlandıkça gelişme eğilimi gösterirler, çünkü ihtiraslarımız ateşini yitirdikçe, hayal güçlerimiz ve duygularımız köreldikçe aklımız daha rahat işler hale gelir, bir zamanlar aklımızı çelen imgeler, arzular ve heveslerden arındıkça Tanrı, gizlendiği bulutların arkasından görünür.

Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkum oluyorsun.

Fakat değer özel talepte yatmaz. Bir değerin saygınlığı ve kıymeti, ona ulaşmaya çalışan kadar, o değerin kendisinde de yatar.

Fakat köle olmak hoşunuza gidiyor mu?

Acı çekmiş ve kızgın olmalı insan; aksi takdirde gerçekten ustaca, kavrayıcı ve X ışınına benzeyen sözleri bulamazsın.

Ancak geleceğe dönecek olursak… Şu anda kitabı tabi yeniden yazmak durumunda olsaydım, Vahşi’ye üçüncü bir seçenek sunardım.

Aslında dedi Mustafa Mond ”Siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz.”

Aynı zamanda yazgılarını belirleyip şartlandırıyoruz. Bebeklerimizi şişeden sosyalleşmiş insanlar olarak çıkarıyoruz, Alfalar ya da Epsilonlar olarak, geleceğin kanalizasyon işçileri ya da geleceğin.

Bana çocuğun aldığı eğitimi söyle, sana yetişkin halinin dini inançlarını söyleyeyim.

Hükümet oturma işidir, vurma değil. Beynin ve kıçınla yönetirsin, yumrukla asla.

İşlerini zekice yapacaklarsa genel bir fikirleri olmak zorundaydı, ancak toplumun iyi ve mutlu üyeleri olacaklarsa ne kadar az bilirlerse o kadar iyi olurdu.

Kendim olmayı yeğlerim. Suratsız da olsa kendim olayım. Ne kadar neşeliyse de başka biri olmak istemem.

Kır çiçekleri ve manzara seyretmenin önemli bir kusuru var, bedavalar, diye açıkladı. Doğa sevgisiyle fabrikalar çalışmaz.

Kültüre geri dönüş. Evet, aslında kültüre. Oturup kitap okursanız fazla bir şey tüketemezsiniz.

Mutluluk ve erdemin sırrıdır yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: insanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek.

Izdırap karşılığında kazanılan şeylerle kıyaslandığında, şu anki mutluluk çok sefil kalır. Ve tabii ki istikrar, istikrarsızlık kadar gösterişli değildir. Mutlulukta, şanssızlığa karşı verilen mücadelenin ihtişamlarından hiçbiri yoktur. Günahla mücadelenin veya ihtiras ya da şüphe nedeniyle ölümüne alt üst oluşların görkemini bulamazsınız mutlulukta. Mutluluğun yüce bir yanı yoktur.

İnsanın birleştirdiğini doğanın gücü ayırmaya yetmezdi.

Mutluluk zor zanaat. Özellikle de konu başkalarının mutluluğu olunca. İnsan eğer sorgulamaksızın kabullenmeye şartlandırılmamışsa, mutluluk gerçekten çok daha zor bir uğraş.

Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur.

Siyasi ve ekonomik özgürlükler azaldıkça, cinsel özgürlük, dengelercesine artma eğilimi gösteriyor.

Şefkat, ne çürük karaciğeri iyileştirebilir ne de güçsüz kalbi.

Takip edilen bir adam gibiydi, düşmanları, düşündüğünden daha düşmanca davranmadıkça, ya da kendisi daha suçlu ve daha da iflah olmaz bir biçimde yalnız hissetmek zorunda bırakılmadıkça görmek istemeyeceği düşmanlar tarafından kovalanan bir adam gibiydi.

Mutlulukta, şanssızlığa karşı verilen mücadelenin ihtişamlarından hiçbiri yoktur. Günahla mücadelenin ve ya ihtiras ya da şüphe nedeniyle ölümüne alt üst oluşların görkemini bulamazsınız mutlulukta. Mutluluğun yüce bir yanı yoktur.

Othello elbette güzel; fakat istikrar karşılığında ödememiz gereken bedel işte bu. Mutluluk ile eskiden insanların güzel sanatlar dediği şey arasında seçim yapmak gerekiyor. Biz, güzel sanatlardan fedakârlıkta bulunduk. Onun yerine duyusal filmlerimiz ve kokulu orgumuz var.

Tanrılar adildir. Hiç kuşkusuz. Son tahlilde görünen o ki, tanrıların yasalarını, toplumları idare eden kişiler dikte ederler; İlahi Takdir düşüncesi, insanlardan çıkar.

Toplumsal istikrar olmadan uygarlık olmaz. Bireysel istikrar olmadan da toplumsal istikrar olmaz.

Tüm şartlandırılmaların amacı budur: İnsanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek.Cesur Yeni Dunya Aldous Huxley

Vahşi kaşlarını çatarak başını salladı. Köklerini kazıdınız. Evet, kesinlikle sizin tarzınız. Katlanmayı öğrenmek yerine tatsız olan her şeyin kökünü kazımak. Hangisi daha onurludur usumuzca, acımasız kaderin sapan taşları ve oklarına katlanmak mı, yoksa silah kuşanıp karşı koyarak son vermek mi dert yağmuruna… Ama siz bunların hiçbirini yapmıyorsunuz. Ne katlanıyor, ne de karşı koyuyorsunuz. Yalnızca sapan taşlarını ve okları siliyorsunuz yeryüzünden. Kolayına kaçıyorsunuz.

 

4.11/5 (95)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺