Boşluğun Kalbindeki Aşk-Hıdır Işık

Boşluğun Kalbindeki Aşk Kitabının Yazarı Kimdir, Hıdır Işık’ın Boşluğun Kalbindeki Aşk Kitabını Oku, Hıdır Işık’ın Boşluğun Kalbindeki Aşk Kitabına Yapılan Yorumlar, Hıdır Işık’ın Boşluğun Kalbindeki Aşk Kitabının Konusu, Hıdır Işık’ın Boşluğun Kalbindeki Aşk Kitabının Özeti, Hıdır Işık’ın Boşluğun Kalbindeki Aşk Kitabından Sözler, Hıdır Işık’ın Boşluğun Kalbindeki Aşk Kitabından Alıntılar.

Hıdır Işık’ın Boşluğun Kalbindeki Aşk kitabı İkinci Adam Yayınları tarafından yayımlanmıştır.

İkinci Adam Yayınları’ndan çıkan Hıdır Işık’ın Boşluğun Kalbindeki Aşk kitabı 124 sayfadır

Hiçliğin dilsiz boşluğuna terk edilmiş birçok canlı-cansız varlığa ‘’dil’’ olmuş renkli ve zengin şiirsel yazı denemelerinin yanı sıra Aşk’ın yaşamın elzem yangını olduğunu vurgulayan anlatı biçimiyle de tek kelimeyle sarsıcı bir kitap. İnsanın zihnini sorgulamalarla esir alan sözcükler sonrasında sizi düşsel yolculuklara çıkaran cümlelere bağlıyor. Öyle ki insanı derin kurgusuyla şaşırtan ve imge sağanağıyla da büyüleyen bir dil’in düzlemine sürüklüyor sizi Hıdır Işık. Cezmi Ersöz

Sözcüklerin değil sözlüklerin bile anlatmak istediklerimize yetmediğini duymak önemlidir ama nasıl da canımızı yakar. Yazı mesleğinin acemisiyiz, yüreğimizden taşan duyguların adını hemen koyamıyoruz bir anda. Sözcükler şekillenirken birbirini itiyor, elimiz yetişemiyor hızına genciz ve kimse sormamış ne düşündüğümüzü bugüne dek. Sözcükler yetersiz kalıyor. Her soluk bir harf olmalı, “Boşluğun Kalbindeki Aşk” kitabındaki deneme yazınlarında olduğu gibi. İşte ancak o zaman yeter anlatmak istediğimize. Boşluk mu çevrem? Nedir bu acıklı cıvıltı? Konuşan kim? Yoksa dilimin o iki yaralı serçesi mi: biri anne, biri baba; öyle değil mi ey ömrümü kayıp bir mutluluğu aramaya sermaye biçmiş hayat? Bombaların, kurşunların ördüğü korku ağının derininde, acıyı soluyarak büyüyorum. Büyürken bildiğim tüm oyunları, savaşın o dipsiz karanlığındaki hiçlikte kaybettim. Sanki çocuk ömrüme, büyük bedende bir hiçlik gömleğinin giydirildiği derin bir yolun, kanla biten sonundayım. Kurtulmak istiyorum bir canlının soluk alma isteğiyle ama her çırpınışım şahdamarıma yakın bir yerdeki boşluğa düşüyor.

Hıdır Işık’ın Boşluğun Kalbindeki Aşk romanından alıntılar:

Sevgili, yağmurlu bir mayıs gününde oturmuşum pencere kenarındaki masama uzaklığını ve aşk’ın yarattığı o titreşimli mistik yolculuğu yazıyorum ya da yazdığımı sanıyorum. İki katlı küçük bir pansiyonun üst katındaki bu küçük odadan sesleniyorum yazının iç sessizliğine. Sonra ara ara yağmur tanelerinin cama çarparak süzülmesini izliyorum. Dışarıdaki insanları izliyorum. İnsanların yağmur tanelerini bedenlerine giyinerek ıslaklığın kollarında nasıl koştuklarını izliyorum. Aslında kendime doğru koşuyorum senin gözlerini giyinerek; oysa sen, sanki cama çarpıp süzülen yağmur damlaları gibi kalbime izini bırakarak süzülüp gitmiştin ayrılığın düzlemine. Masanın üzerindeki karalama kâğıtlarının köşelerinde, ismin yazılı ve sanki ellerim, düşünsel bir molada ismine kodlanmış bir şekilde zihnimin ağzıyla hareket ederken yazmıştı ismini. Aslında içimde gittikçe büyüyen bir aşk’ın haritasız boşluğuna doğru sürükleniyorum ve derinleşen bir özlemin kırbaç darbeleriyle öğreniyorum içimdeki sesin rengini. Ve öğrendiğim kadarıyla sesim, kendine özgü bir tenhalıkla düşüyor odanın duvarlarındaki çınlama boşluklarına.

Elime kalemi her aldığımda yazılarımı bir türlü sonlandıramadığımı fark ediyorum. Yani karalama kâğıtlarını biçimleyen yazılarım, sonlanmamış olmanın anlamsızlığıyla tutunuyor hareketsizliğin hava akımına. Sonra gözlerimi, dalgınlığın son baskısından çıkmış gibi anılardan kalma yığınlar arasında seğirtirken görüyorum. Yani artık puslu bir camın yansımasındaki iz düşümde kayboluyor gözlerim. Aniden gelen ve gözkapaklarımın kıyılarına konan uykunun zihnimi zapt etmesine kısa bir süre direniyorum. İşte böylece gökyüzü yağmurun türküsünü söylerken ben ayrılığın, özlemin dişleriyle tenime geçirdiği acıya inat uykunun belirsiz renk kuşağına giriyorum.

Her yazdığımda seni, bırakıyorum içimdeki çocuğu, türküsünü söylüyor dilsiz harflerin.

Sonra nasıl oluyorsa tüm ırmakları sende tanıdığımı hatırlıyorum. Bir ırmağın ışıltısının çoğaldığı yerde o ipek saçlarını görüyorum ve susuyorum aşk’ın dilinden. Ve ne kadar çok düşlerde gezinsem de ellerim varmıyor yazının kâğıttan yüzeyine eksiksizce girmeyi. Yani sevgili, özlemek gibi bir fırtınaya maruz kalmışım tarafından; mümkünse artık göğün yağmur ezgisi dinmeden çık gel o gittiğin kıymık ustası uzaklıklardan! Çünkü bir yangının alevden gövdesine uzanan yolların haritasıdır gidişin.

boslugun kalbindeki ask kitap hidir isikAh sanırım taş oldum sevgili sabrın avlusunda çatlamaya asırlar kala; tut beni parçalarımdan sakınarak.

Gök gürlemesinin yarattığı o heybetli homurdanma sesiyle uyanıyorum sonra. Yağmur türküsü tıpkı hicaz makamıyla söylenen bir türkü gibi devam ediyor. Bir sigara yakıp sonra masanın çekmecesine koyduğum fotoğraflarını çıkarıyorum. İçime o keskin dişleriyle özlemin yayılıyor. Sırf bu yüzden defalarca fotoğraflarını yakmayı düşündüğümü hatırladım sevgili. Yüreğim ayrılığı kabul etmeme taraftarı olarak bir düş kurmaya zorluyor artık zihnimi.

3.14/5 (7)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Sevebilirsin...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺