Bir Aşk-Dino Buzzati

İtalyan Şair, Gazeteci ve Yazar Dino Buzzati’nin Filmi Çekilmiş Ünlü Romanı; Bir Aşk

İtalyan yazar Dino Buzzati’nin özgün adı Un Amore olan Bir Aşk romanı sinemaya da uyarlanmıştır. Dino Buzzati’nin Bir Aşk kitabı ilk kez 1963 yılında yayımlanmıştır.

İtalyan edebiyatının ünlü kalemleri arasında yer alan Dino Buzzati’nin Bir Aşk kitabı ülkemizde Can Yayınları etiketi ile yayımlandı.

Can Yayınları tarafından yayımlanan Dino Buzzati’nin Bir Aşk kitabının Türkçeye çevirisini Eren Cendey yapmıştır.

Eren Cendey’in Türkçe çevirisini yaptığı Dino Buzzati’nin Bir Aşk romanının sayfa sayısı 280’dir.

Yıllarını unutmak mı istedin? Hayatına baskın yapan küçük bir kızın kötülüklerine sadece kendi gücünle meydan mı okudun? Sana uygun olmayan yabancı bir oyunda inat mı ettin? Yeniden çocukluğuna dönebileceğini mi sandın? Seninkinden bambaşka bir surat lazımdı bunun için. Maç bitti, hesap döndü. Kapılar kapanıyor, yalnızlık, boşluk, çöl, kimsenin duymayacağı sessiz çığlıklar. İşte limandasın aptal adam, ne sandın kendini?

Kurguladığı gerçeküstü, büyülü, kimi zaman tekinsiz dünyalarda kendine özgü mizah anlayışıyla çağımız insanının huzursuzluğunun çok katmanlı izlerini süren Dino Buzzati, Bir Aşk romanıyla aynı izleğe farklı bir rota üzerinden yöneliyor. Yazar, modern insanın içsel karmaşasını ve çaresizliğini bu kez aşk boyutunda, orta yaşlı bir kentsoylunun genç bir fahişeye saplantı derecesinde duyduğu tutku ekseninde öykülüyor:

Buzzati’nin usta bir anlatımla ‘’kahraman’’ının karmaşık iç dünyasına odaklandığı Bir Aşk’ta, Antonio’nun kıskançlık, tutku, sahiplenme dürtüleri ile parçası olduğu burjuva toplumunun çelişkilerle yüklü ahlak anlayışı arasında çaresizce bocalayışına tanıklık ederiz.

Dino Buzzati’nin Bir Aşk kitabından alıntılar:

1960 yılının bir Şubat sabahında, Milano’da kırk dokuz yaşındaki mimar Antonio Dorigo, Signora Ermelina’ya telefon etti. ”Ben Tonino, günaydın Sign…”

”Ah, siz miydiniz? Uzun süredir görünmediniz. Nasılsınız?”

”Her şey yolunda, teşekkür ederim. Son zamanlarda yapacak çok işim vardı ve o nedenle… Bugün öğleden sonra gelebilir miyim?”

”Bu öğleden sonra mı? Bir bakayım… Kaç gibi?”

”Bilmem. Üç-üç buçuk olur.”

”Tamam, üç buçukta bekliyoruz.”

”Şey, diyecektim ki…”

”Buyurun, söyleyin.”

”Hani şu son gelişimi hatırlıyor musunuz? Yani doğruyu söylemem gerekirse o kumaş pek hoşuma gitmemişti de, bu sefer…”

”Anlıyorum. Bazen ben bile…”

”Bu sefer daha modern bir şey olsa, anlatabiliyor muyum?”

”Evet, evet. Ama bakın bugün beni aramakla çok iyi ettiniz çünkü iyi bir fırsat yakaladınız… Eminim bu sefer memnun kalacaksınız.”

”Siyah dokuma olsun, mümkünse.”

”Siyah, siyah, biliyorum, kömür karası istiyorsunuz.”

”Teşekkür ederim, öğleden sonra görüşmek üzere…”

Ahizeyi yerine koydu. Büroda yalnızdı. Yandaki odada çalışan meslektaşı Gaetano Maronni de o sabah dışarıdaydı.

Sıradan bir günün sıradan bir sabahıydı. İşler yolunda gidiyordu. Sekizinci katın penceresinden karşıdaki ev görünüyordu; bir-ask-dino-buzzatiçevredekilerle bir örnek olan bu modern apartman Dorigo’nun içinde bulunduğu yapıyla da aynıydı. Oldukça neşeli bir hal vardı Moscova Caddesi’nde; otomobillerin de park edebildiği bahçelerle ve yollarla bölünen geniş bir siteydi burası.

Milano’nun kurşuni ama yağmursuz günlerinden biriydi; gökyüzünde güneşi engelleyenin bulut mu yoksa sis mi olduğunun anlaşılamadığı o muğlak havalardan biriydi işte. Oysa görünen, bacalardan, mazot yakan kaloriferlerin havalandırma boşluklarından, Coloradi rafinerisinin yüksek bacalarından, kükreyen kamyonlardan, lağımlardan, kent dışının sanayi bölgelerine boşaltılan atık yığınlarından, milyonlarca ve milyonlarca soluk borusundan – o kadar çok muydu? – yükselen ve betona, asfalta ve çevresinde var olan öfkeye bulanmış kurumdu, isti.

2.69/5 (13)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺