Billur Ece-Melek Çe

Billur Ece Kitabının Yazarı Kimdir, Melek Çe’nin Billur Ece Kitabın Konusu, Melek Çe’nin Billur Ece Kitabının Özeti, Melek Çe’nin Billur Ece Kitabından Sözler.

2011 yılında yayımlanan Melek Çe’nin Cin Çin Maçin kitabının devamı niteliğindeki kitap ise Billur Ece’dir.

Uğurböceği Yayınları tarafından 2012 yılında çıkan Melek Çe‘nin Billur Ece kitabının sayfa sayısı 252 sayfadır.

Cin Çin Maçin, Billur Ece Macerasına Devam Ediyor.

Geçtiğimiz yıl içinde Cin Çin Maçin’i kaleme alan Melek Çe, bu yıl da yeni bir esere imza attı. Cin Çin Maçin’in devamı niteliğinde olan Billur Ece isimli eser, çocuk okurların ve ilk gençlik grubunun nefeslerini tutarak okuyacakları olağanüstü bir macera romanı.

Ülkemizde Sınıf Öyküleri serisi ile tanınan ve yüz binlerce okura seslenen Melek Çe, yeni eserinde dil ve kurgu açısından büyük okura da göz kırpmayı ihmal etmemiş. Çocuk okuru ileri düzeyde edebiyat okumalarına hazırlayan eserin özellikle olağanüstü kahramanlarla akıp giden bölümlerinde, masal medeniyetimizin imkânlarını açık bir dil ile okurlarına sunuyor…

Melek Çe‘nin Billur Ece’nin kitabından alıntılar:

Bhitinya

BU GİZEMLİ ÖYKÜNÜN onun yüzünden başladığını söyleyebilirim. Bir yaz günü ablam onu sokakta bulmuş ve eve getirmişti. Günlerce aradıktan sonra, kırk yıl düşünseniz bile akla hayale gelmeyecek işte bu ismi verdi ona: Bhitinya.

Bu tuhaf ismi söylemekte hepimiz zorlanıyorduk. Anneannem Bahtinya, henüz dört yaşına girmiş kurabiye ikizler ‘’Bihij bihij’’, annem ‘’Bitinya’’, ben de ‘’Bitirdin bizi ya’’ diyordum. Ya da kısaca ‘’Bitik’’. Babamsa işin içine isim misim karıştırmadan ‘’kuçu kuçu’’ deyip geçiyordu.

Hepimiz bayılıyorduk ona. İçten içe adının ne anlama geldiğini merak ediyorduk elbette. Ablam bu konuda en küçük bir ipucu vermiyordu. Üstelik,

– Haydi, bulun bakalım bu ismin anlamını da göreyim, diyerek hava atıyordu.

Doğrusu yazın bu baygın günlerinde, kimsenin ansiklopedi karıştıracak hali yoktu. Şeker mi şeker köpeciği sevip geçiyorduk. Zaten her gören ‘’Ay ne tatlı şey!’’ diyor ve başını okşuyordu. Ablam da kurum kurum kurumlanıyordu.

Ne yazık ki Bitik, bir gün açık kalan bahçe kapısından dışarı çıktı ve bir daha dönmedi. Bir gün, iki gün, bir hafta, on gün derken günler üst üste eklenerek su gibi geçti. Ona ne olduğunu bilmiyorduk. Tam bir sırdı bu! Belki de değildi. Yavru bir köpeğin evine dönmemesinin kaç farklı sebebi olabilir ki?

İnsan sevdiği birini kaybedince, keder en yakın arkadaşı oluyor. O bilmiş hallerine sinir olsam bile, ablamın üzgün hali, kalbimi cızır cızır kavurdu. İşte o günlerde onu teselli edecek bir şey yapmak istedim. Yaptım da.

Bitpazarı

O GÜN BAHÇEMİZDE tam bir ağustos şenliği yaşanıyordu. Vişneler dallardan sarkıyor, incirler mor fistanlarıyla yaprakların arasında saklanıyor, bal renkli üzümler koparılmayı bekliyordu. Odamın açık penceresi, bahçede gezinen rüzgârı davet ediyordu içeriye.billur ece melek ce

Evimiz sessizdi. Ablam büyük ihtimalle üst kattaki odasında resim yaparak kederini unutmaya çalışıyordu. Annem ve anneannem, dört yaşındaki kurabiye ikizleri uyutmuş, bahçede sohbet ediyorlardı. Konuşmalarını duyabiliyordum.

– Tam mevsimi geldi, diyordu anneannem.

Güneşi kaçırmadan tarhana yoğurmayı, dallardan sarkan vişneleri reçel yapmayı ve bir güzel salça kaynatmayı hayal ediyordu. Annemse turşu kuracak; içine biberler, acurlar, kavunlar, salatalıklar ve yeşil nohutlar atacaktı. Böyle zamanlarda turşuluk sebzeler, reçellik meyveler telaşla geçit töreni yapardı mutfağımızda. Telaşları da ancak kavanozlara girip raflara yerleştikleri zaman biterdi…

 

4.4/5 (5)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺