Aşkın Metafiziği-Arthur Schopenhauer

Arthur Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği Kitabından Aforizmalar, Arthur Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği Kitabını Oku, Arthur Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği Kitabından Sözler, Arthur Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği Kitabından Alıntılar, Arthur Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği Kitabının Konusu, Arthur Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği Kitabından Aşk Sözleri.

Ünlü Alman filozofu ve yazarı Arthur Schopenhauer, aşkın ne olduğunu, erkeklerin kadınlardan ne beklediğini ve kadınların erkeklerden ne istediğini analiz ettiği kitabı ‘Aşkın Metafiziği’ adlı kitabından alıntılar:

Her şeyden önce, erkeğin doğası gereği aşkta vefasızlığa, kadının ise sürekli sadakate eğilimli olduğu gerçeği bu incelemeye girer. Erkeğin aşkı, doyum bulduğu andan itibaren belirgin bir biçimde azalır… Hemen hemen bütün öteki kadınlar onu, sahip olmuş olduğu kadından daha fazla çekerler… Erkek değişiklik özler! Kadının aşkı ise, özellikle o andan sonra artmaya başlar!

Aslında aşk dediğimiz şey sadece daha belirli daha özelleşmiş ve belki de kelimenin dar anlamında sadece içgüdüdür.

Aşkın Metafiziği: Kör iradenin tutsaklığı.

Kadının iç dünyasında büyük yer işgal eden itaat etme ve söz dinleme güdüsünün varlığı, mutlak bağımsızlık konumuna yerleştirilmiş olan her kadının hiç vakit kaybetmeden kendisini öyle veya böyle denetilip yönetileceği bir erkeğe bağlamasından anlaşılmalıdır. Eğer genç ise bu erkek; bir âşık, ihtiyar ise çıkarcı bir rahiptir.

Aslında aşk, bir başka benzeri olmayan bir yanılsamadır ki insanın dünyada sahip olduğu her şeyi gerçekte kendisini başka herhangi birisinden daha fazla tatmin edemeyecek bir kadını elde etmek uğruna feda etmesine neden olur.

Aşkın (Cinsel Sevginin) Metafiziği, insanın, türün bir “bireyi” olarak kendi dışında bir yerde ve geçmiş zamanda yazılmış bir oyunun çaresiz edilgen aktörü olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. “Oyunun” senaristi olmasa da amaçlarının farkında olan ödünsüz merci, iradedir. İrade, bütün canlı türlerin ideal tipinin korunup hayatta kalmasını sağlama kaygısı taşır. Türün bireyi (insan-hayvan) içine irade tarafından içgüdü halinde yerleştirilmiş dürtülerin doyum taleplerinin edilgen hizmetçisidir. Türün korunup devam etmesi bakımından tayin edici önem taşıyan “cinsel dürtü”nün tamamlayıcısı “cinsel sevgi”nin, dikkatle değerlendirilmesi gereken mutlak ya da nispi özellikleri, uyulması gereken kuralları vardır; bu oyun kurallarını, “türün aleyhine” sonuç almaksızın, kimse ihlal edemez.

Sahiplenme olmaksızın aşkının karşılık gördüğünü bilmek bir insan için teselli değildir. Aslında, kendisini böyle bir durumda bulması üzerine birçok insan canına kıymıştır. Diğer taraftan, diyelim ki bir insan aşk ateşiyle yanıp tutuşmaktadır, eğer o aşkına karşılık göremiyorsa sevdiğine sahip olmak onu avutur.

Bir kahraman, aşk yakınmaları, sızlanmaları dışında bütün her türlü yakınmadan, sızlanmadan utanır; çünkü aşk içinde kuyruğunu sallayan onun kendisi değil, türdür.

Her birey, bedeninin her bir parçasında ve uzvunda eksikliklerinin, zaaflarının ve sapmalarının karşı cins üzerinden düzeltilmesi hedefini kovalar; üstelik söz konusu parça ne kadar önemliyse, bu arayış da o kadar kararlı ve ısrarlı olacaktır.

Bir insanın aşkı, çok kere komik zaman zaman da trajik malzemeler sunar ; çünkü aşık bu durumda tür ruhunun etkisi altında olduğundan hem onun tarafından yönlendirilir, hem de artık kendi kendisine ait değildir. Aşkın yüksek evrelerinde bir insanın düşüncelerinde böylesine şiirsel ve yüce bir nitelik, hatta aşkın ve tabiatüstü bir eğilim kazandıran ve böylelikle kişinin asıl maddi amacını gözden kaybettiği izlenimi uyandıran şeyin temelinde yatan şey işte budur.askin metafizigi aska ve kadinlara dair

Tutku, sadece tür için değer taşıyan şeyi birey için de değerliymiş gibi gösterip onu kandıran bir vehme, bir kuruntuya dayanmış olduğu için, türün amacına ulaşmasının ardından, yanılsamanın ortadan kalkması şarttır. Bireyi eline geçirmiş olan türün ruhu, artık onu tekrar serbest bırakır. Tür ruhunun terk ettiği birey önceki (türe göre) sınırlı, yoksul haline geri döner ve öylesine büyük, yiğitçe ve sonsuz çabaların ardından, kendi hazzının payına, her cinsel tatminin ardından kalandan fazlasının düşmediğini şaşkınlık içinde görür. Umduğunun aksine, daha önce olduğundan daha fazla mutlu olmadığını, türün iradesinin aldattığı kimse olduğunu fark eder.

4.09/5 (32)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺