Ahmet Altan Sözleri

Ahmet Altan’ın En Güzel Resimli Özlü Sözleri, Ahmet Altan’ın Söylediği Sözler, Ahmet Altan’ın Aşk İle İlgili Sözleri, Ahmet Altan’ın Kadınlar Hakkındaki Sözleri, Ahmet Altan’ın Anlamlı Özlü Sözleri.

Gazeteci, yazar Ahmet Altan’ın sözleri:

Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır.

Aşk kılıç yarası gibidir, acısı geçer ama mutlaka izi kalır.

Bakın, bir sistem “slogan attı, şaka yaptı” diye çocukları mahkemelere doldurmaya başladığında artık o sistemin sonu gelmiş demektir. Bu saçmalıkların, bu manasız baskıların, bu gereksiz yasakların, bu bunaltıcı ve sıkıcı tabuların miadı doldu.

Beyin yıkayarak itaatkâr kadrolar meydana getirme kurnazlığı, devletin yetersiz kalmasına yol açtı.

Bir kadın değil, bir hayat seçersin.

Devleti korumak için yetiştirilen kadrolar, zihinsel bir şokla donduruldukları için daha sonra yönetime geldiklerinde devleti idare edemediler.

Doğarsın, hayatının bazı kısımlarını inşa etme özgürlüğün vardır. Ama ölümde seçme özgürlüğü yok. Yapılacak tek şey, yaşayacağın zamana mümkün olduğunca mana yükleyebilmek.

Burada birçok garip çelişki belirdi.

Çocukken, kendime ait küçücük bir denizaltım olmasını isterdim, binip derinlere, kalabalıklardan uzaklara gidebileceğim, beni insanlardan ve hayattan saklayacak, zırhıyla beni kucaklayıp koruyacak bir denizaltı. Sonra yazıyı keşfettim, yazılardan bir denizaltı yapılabileceğini.

Alman’dan bir randevu istersin ve o sana “Tamam, Çarşamba günü saat 8.45’te buluşalım” der. Türk’ten randevu istersin, “Çarşamba günü öğleden sonra tekrar arar mısın?” diye sorar.

Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez.

Elin oğlu alay etmez mi? “Lozan Antlaşması’yla 4,3 milyon kilometrekarelik toprağı nasıl kaybettiniz” diye sormaz mı?

Çocukların “düşünmesini” sağlamak için değil tam tersine “düşünmemesini” ve “devlet, Atatürk, Kemalizm” gibi tabulaştırılmış kavramlara tapınmasını sağlamak için düzenlendi bütün sistem.

Devlete tapınanlar, yetersizliklerinden dolayı devleti çökerttiler.

En korkunç gerçekler, söylenmeye değmeyecek kadar basit olan bildik gerçeklerdir.

Halkın arasından çıkıp da o halkla ilişkisini kesen bir grubun epey sorunlu iktidarını sürdürebilmek için eğitim tam bir “beyin yıkama” mekanizmasına döndürüldü.

Hayat diye bir şey var, her zaman size keşfedilecek geniş alanlar bırakan, ne kadar yaşarsanız yaşayın daima bilmediğiniz, kuytularına sokulamadığınız bir hayat, sadece size ait bir hayat.

Hep “öldürmeyi” amaçlayan kutsallıklar peşinde koştuk, artık bir de “yaşatmayı” amaçlayan kutsallıkların peşinden gidelim.

Sessiz ve mükemmel gece. Ve biri eksik. Biri her zaman eksik. Biri, geldiğinde bile eksik. Öyle eksildik ki yaşarken, bize dokunan herkesi eksiltiyoruz. Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız; ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.

Türkiye’nin en karanlık, en ürkütücü, en yasadışı örgütü hangisidir derseniz, “devlet” derim.

Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığımdan yalnızım ben.

Hukuksuz, darbeci, çeteleşmiş bir yapı çıktı ortaya.

Kazanamayacakları bir savaşı kazanacaklarını sananlar, bunun yanlış olduğunu söyleyenlere kızarlar.

Ölümden korktuğumuzdan değil yaşadığımız, biz savaşmayı sevdiğimizden yaşarız.

Sonucunda, “düşünemeyen,” sadece ezberlediklerini tekrarlayan, “kutsallıklarla” zihinleri dondurulmuş bir “okuryazar” zümresi çıktı ortaya.

Şeytanın yarattığı bir gökkuşağı gibidir kıskançlık. Kendini tutsak, kıskandığını özgür görürsün.

Tanrı kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti. Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.

Ölümü bile ikinci sıraya düşüren bir durumdur aşk.

Para harcamak kültür ister, o da bizimkilerde yok. Almanların Goethe’si, Mozart’ı, Beethoven’i var. Bizim ise sadece pastırmalı yumurtamız.

Korkuyla acının bir dengesi vardır. Çekilen acı korkuyu aşacak boyutlara ulaştığında insanlar ölümün üstüne yürürler.

Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de.Ahmet Altan resimli sozleri

Meclis bir akşamda bilinen kararları aldı ve ülkeyi değiştirdi. Eğer bu kararlar 15 yıl önce alınmış olaydı 30 bin gencimiz ölmeyecekti. “Şimdi birilerinin yürekleri sızlıyor mu?” diyeceksiniz. Bence sızlamıyor. Her zaman onurdan bahseder bizim ahmaklar. Amerikalı dolar verince kendi gururları nerede kalıyor peki?

Sanırım Cumhuriyet’in en büyük fiyaskosu “eğitim” sistemi oldu.

2.86/5 (7)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺