Agafya-Ertürk Akşun

Ertürk Akşun’un Agafya Kitabını Oku, Ertürk Akşun’un Agafya Kitabından Alıntılar, Ertürk Akşun’un Agafya Kitabından Sözler.

Ertürk Akşun’un ‘Agafya’ adlı kitabından en güzel sözler, en güzel alıntılar:

Sana yeni bir isim verdim ben, ‘’Agafya’’ dedim. ‘’Yüce aşk’’ dedim.

Ah Agafya! Ne kadar da çabuk bırakıp gittin bizi. Hangi güçlü yürek bu kadar acıya ev sahipliği yapabilir ki?

İkisi de geçerli benim için. Hem aşkın ilk başladığı yer, hem de ölümlerin… Hem aşkın, hem de ölüm çukurunun…

Bir sır varsa mutlaka sebebi vardır…

Acı çekmemiş bir insanın size mutluluktan bahsetmesine izin vermeyin.

Aşk da çeker kendine aynı şekilde. Bir derin kuyu gibi başladığı ilk yere.

Gençliğimde, ruhu yaşatanın aşk olduğuna inanmıştım. Ama şimdi sevginin yaşattığını gayet iyi biliyorum.

İstediğiniz kadar para biriktirin, istediğiniz kadar bu biriktirmiş olduğunuz parayı koruyun, mutlaka çalınma ve batma riski taşır. Oysa renkli anılar asla kaybolmaz, o yüzden gerçek hazine daima anılardır, yaşanmış gerçek bir hayattır hazine. Başka da bir hazine yoktur.

Kalbimin kulakları sağır eden çarpıntısı, yıllardır açılmamaktan paslanmış ihtiyar kapının gıcırtısıyla birleşince sanki bir feryat koptu, sanki ruhumdan kopup gelen sarsıcı bir ağıt yankılandı boş koridorda. Bana bu anıları açmamam gerektiğini, buna dayanamayacağımı haykıran sessiz bir feryat.

Onun günlüğü, ona verdiğim isimle ‘’Agafya’nın günlüğü’’. Derisi yıllara meydan okumuş, aynı Agafya gibi. Güçlü bir karakterle yazılmış ismi de vardı günlüğün.

Arkasına bakmadan gidene her şey kolaydır, geride kalana her şey acı ve hüzün, her şey şiirdir.

Kalbimin en derinine sakladım seni, kimse görmesin istedim. Ve o ismi sadece ben bildim ve sen sadece benim oldun…

Yaşlanan sadece yorgun bedenim değilmiş, binalar da yaşlanmış, anılar da… Ancak bazı anılar hep taptaze kalıyor.

Agafya yıllar yılı, sessiz sedasız bu geçmişle yaşadı. O günlerde yaşadıklarını sırtında derin bir uçurum gibi taşıdı.

Hem âşık olmuştum bu şehirde, hem de aşk uğruna cinayet işlemiştim.

‘’Aşk mı, sevgi mi?’’ diye soruyorlar bana… İkisi de benim için sadece Agafya…

Ben temiz bir kâğıt yaprağı değilim… Kafana göre üzerine bir şeyler yazabileceğin, şekil vereceğin, sıkıldığında buruşturup atabileceğin… Ben üzeri yazılmış, dolu bir kâğıt yaprağıyım… Daha önce şekillenmiş, çizilmiş, silinmiş, yeniden yazılmış…

Beni sevmek bana tahammül etmek demektir. Eğer beni seviyorsan buna katlanacaksın. Beni ben olmaktan çıkararak sevemezsin. O zaman sevdiğin kişi ben değil, başka birisi olur. Sen başka birisini istiyorsan, o zaman başka birine git, ben ise buyum. İşte senin asıl çaresizliğin de burada başlıyor Anton.

Dokunma yeniden kanar eski yara, kabuk bağlamaz aşk yaraları bilmez misin sen. Akşam, bir sigara gibi sarıyorum geceyi, acı bir nefes doluyor içime, daha yetmez mi? Senin buruşuk mektubunu yırtmayı beceremedim, git demekle öl diyorsun, geceyi içerek ölüyorum, yetmez mi?

Dünyadaki her şeyin olduğu gibi, aşkın da kendine göre kanunları vardır.

Zamanla, zamandaki yolculuğunu unutuyor insan, geliyor anı yüklü bir kamyon, yola devriliyor, kurtulanlar ise bize kalıyor…

Hiçbir acı sürekli değildir. Her acı bir zaman sürer ve söner. Sonra başkası başlar ve önceki acınız size komik gelmeye başlar… Ve sonra oda biter.

Her katil, cinayet yerine dönermiş. Peki en büyük katil her zaman aşk değil midir!

Aşkın kanunları aynı zamanda çok da esrarlıdırlar. Ortadadır ama kimse görmez

Aşk parlayıp sönen bir alevdir. Bitmeye mahkûmdur, tıpkı bir mum gibi… Sevgi ise sönmeyen bir ışıktır. Aydınlattıkça çoğalır. Sonsuz aydınlanmadır sevgi…

3.78/5 (18)

Sizlere Daha İyi Hizmet Vermek İçin Lütfen Oylama Yapınız.

0 1 2 3 4 5

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Yorumlarınızı Bekliyoruz. ☺

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.